Sandro, kökenlerinden bu yana sanat dünyasıyla güçlü ve samimi bir bağ kurar; moda ile sanatın duyguların, ifadenin ve vizyonun ortak dilini paylaştığına inanır.
Farklı dünyalara sahip sanatçılarla gerçekleştirilen iş birlikleri aracılığıyla Sandro, disiplinler arasında köprüler kurma, çağdaş ve duyarlı diyaloglar açma arzusunu ortaya koyar. Bu noktada moda; sanatı daha erişilebilir kılan bir aktarım aracı, sanatın demokratikleştiği bir buluşma ve paylaşım alanına dönüşür; yeni yetenekleri ya da bir eserin daha az bilinen yönlerini görünür kılar.
Bu karşılaşmalar, markanın kimliğini besler ve bakış açılarının kesişiminde, son derece özgün projelerin hayata geçmesini sağlar.